Blog(Yazılarım)

ÇOCUKLAR İÇİN YAŞAMAK MI, KENDİNİZ İÇİN YAŞAMAK MI?

Çalışmalarımızda sıklıkla karşılaştığımız sorunların kaynağını oluşturan annelik kavramı üzerine yazmak istedim…

Sevgili Anneler çocuklarınızın sorunlarını dert edinerek onlarla birlikte üzülerek onlara yardımcı olmazsınız… Ancak verdiğiniz negatif enerjiyle sorunların büyümesine yardımcı olursunuz..

Çocuklarınızın güvenliği için endişe ve kaygı üreterek, daha çok onların güvenlik alanını daraltırsınız…

Onların mutlu ve başarılı olmalarını onlar için endişelenerek sağlayamazsınız..

Çocuklarımızın duygu ve düşünsel yapısı bizim duygusal yapımızın bir kopyasıdır… Bizden ne gördüyse onu benimsemiş, örnek almış, yani kopyalayıp yapıştırmıştır.

O yüzden tek yapmamız gereken bir anne olarak kendi zihinsel yapımızın üzerinde değişikliklere gitmektir….

Kendi zihinsel yapımızı duygu ve düşüncelerimizifarkedip, olumlu yönde değiştirmek ve uygulamaya koymak gerekiyor…

Çünkü çocuklar söylediklerimize değil, davranışlarımıza bakarlar… Çocuklarımızın iyiliğini düşünüyorsak, onlar için iyi bir model olmak birinci hedefimiz olmalı…

Çocuklarınızı oldukları gibi kabul edin, değiştirmeye çalışmayın… Eğer çocuğunuzla sorunlar yaşıyorsanız değişmesi gereken yine sizsiniz… Kendi içinize yönelin, sorunun kaynağını  bakış açınızda arayın.

Çocuklarınıza ilginizi anlamak üzerine verin… Çünkü onları anladığınızı ilginizle gösterebilirseniz, o zaman çocuğunuzda kendini anlatmak, göstermek için çabalamaz…

Anladığını ya da anlamak istediğinizi göstermenin yolu tüm dikkatinizi çocuğunuza verme ve aktif bir şekilde dinleme pozisyonunda olmakla mümkündür….

Yaşı kaç olursa olsun çocuğunuza aklı vermeyin, nasihat etmeyin, sadece dinleyin, onu farkedin ve görün….

Çocuk görüldüğünü, yani farkedildiğini, önemsendiğini bilmeli…

Çalışmalarımızda öyle çok karşılaşıyoruz ki; çocuklukta farkedilmediğini, görülmediğini düşünmek sorunların temelini oluşturuyor.  Mesela değersizlik duygusunun kaynağı olabiliyor…

Çocuklarınızı tüm dikkatiniz üzerinde olacak şekilde görün, başka şeyler düşünmeden ve yapmadan…

Korkularını, kaygılarını anlayın ancak siz o duyguların içine girmeyin, sadece gözlemleyin, böylece çocuğunuzun duygusal dünyasının oyununa gelmezsiniz.

Çocuklarınızın sorunlarına duyarlı olun, çözebilecekleri konusunda onlara güvenin ve öyle mesaj verin… Onlarınsorunlarını üstlenmeyin, doğru sorularla içindeki çözme gücünü harekete geçirin. Kendilerinin çözmesi için zaman tanıyın, fırsat yaratın ki, sorunlarını çözme becerisi gelişsin.

Onların yapabileceği işleri üzerinize almayın, aksine yapması için teşvik edin ki başarabilme yeteneği gelişsin.

Zaman zaman hatalar yapmasına izin verin, böylece hayatın hatalarla var olduğunu anlasın…

İyi bir anne olmaya çalışmayın, sadece kendiniz olun… Yoksa aşırı iyi olma çabası yorucu olurve hiç kimseye faydası olmaz. Ve doğal olmayan bir şey çocukların gözlem yeteneğinden kaçmaz, yani başaramazsınız…

Onlara karşı hatalarınızı kabul edin, yeri gelince dile getirin ki,  kendi hatalarıyla yüzleşebilmeyi öğrensin…

Her koşulda onu çok sevdiğinizi ve ne olursa olsun seveceğinizi gösterin…

Kendinizi çok sevin, her zaman önceliği kendinize verin. Ve böylece çocuğunuz da önceliği kendine verebilsin…

Kendinizi mutlu etmenin, hayattan keyif almanın  yollarını bulun… Sizin yaptıklarınızı gördükçe bilinçaltı gerekli mesajları alacaktır…

En güçlü bağ anne ve çocuk arasındaki bağdır… O yüzden siz enerjisel olarak nasılsanız çocuğunuzda bundan etkilenecektir… Her zaman bunun bilincinde olarak enerjinizi bilinçli bir şekilde pozitife çekin… Pozitif anlam yüklü kelimeler kullanın… Kendinize iyi bakın, neşeyi ve umudu yanınızdan ayırmayın…

Bu hayat sizin hayatınız, önce kendiniz için yaşamayı öğrenmeli ve bu yaşamın hakkını vermelisiniz. Siz kendinize değer verip, mutlu olmayı başarırsanız, en yakınınızdaki çocuklarınız yaydığınız pozitif enerjiden fazlasıyla yararlanacaktır.

Anne olmak dünyanın en ilginç duygusu ve bazen verme konusunda kendimizi kaptırıp aşırıya gidebiliyoruz… Aşırı olan her şey zarar verici olabiliyor, suyun fazla gelmesinin bitkiyi çürütmesi gibi… O yüzden annelikte de denge gerekli ve de bilinçli hareket etmek önemli…

Anneliğin bir okulu yok, keşke olsaymış… Bizde annelerimizden ve deneyimlediklerimizden öğreniyoruz…

Aslında biz çocuklarımızdan çok şeyler öğreniyoruz…

Birlikte büyüyoruz galiba…

Tüm annelere sevgiyle…

Ayşe Gül Ağar

 

HAYAT EN İYİ ÖĞRETMENDİR

Yaşadığınız ne olursa olsun teşekkür edebilme yani şükür hâli içinde bulunabilme, aslında kendi insan halinize sevgi ve şefkat duygusuyla bakabilme becerisidir.

Çünkü insan olmak,   ne olduğunuzu bilmek için ne olmadığınızı deneme özgürlüğünü kullanmaktır.

Ve şükretmek, yaşadığımız herşey, kabul etsek de edemesek de, yine kendimiz tarafından oluşturulduğunun farkında olmak ve bu sorumluluğu kabul etmektir.

En çok kendimize karşı amansız bir acımasızlık duygusu içinde olabiliyoruz. En çok kendimizi eleştiriyor ve cezalandırabiliyoruz. Çoğu zaman kendimize verdiğimiz cezaları farketmiyoruz bile…

Bilinçaltımızın derinliklerinde o cezalar bize, farkında bile olmadığımız durumları ve olayları yaşatabiliyor.

Halbuki sadece hayatı deneyimliyoruz,  sadece öğrenmek ve bilmek için…

Suç yok, suçlu yok…

İnsan tarafımız devrede ve öğrenme aşamasında…

Tıpkı bir çocuğun meraklı hâli gibi…

Allah bize bu özgürlüğü vermiş ancak biz kendimize veremiyoruz.

Ne yaşadıysak bizim seçimlerimizin sonucu….

Her yaşadığınız için şükredin, herşey için teşekkür edin.

En çok da kendinize teşekkür edin.. Çünkü kendinize yaşattıklarınız olmasaydı, siz şimdiki siz olamazdınız…

Ve en çok sevgiyi ve şefkati kendinize gösterin ki, kendi varlığınıza gereken saygıyı verebilesiniz.

Sevgi şefkat ve şükür duygusu iyileştirir, büyütür ve geliştirir.

Ve hepimiz iyi bir iş çıkarıyoruz, deniyoruz, öğreniyoruz yani yaşıyoruz…

Deneyimlerinize sahip çıkın…

Hiçbir kitap ya da öğreti hayatın öğretme gücünün yerini tutamaz…

Hayat en iyi öğretmendir…

O yüzden deneyim yoluyla öğrendiklerinize paha biçilemez…

Sevgilerimle…

Ayşe Gül Ağar